1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Ankara'nın Ukrayna endişesi artıyor

16 Nisan 2014

Ukrayna’daki iç karışıklık için "derin kaygı nedeni" açıklaması yapan Ankara, Kırım Tatar toplumu lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu'nu ağırladı.

https://p.dw.com/p/1BjUi
Fotoğraf: picture-alliance/dpa

Ankara, Ukrayna’daki iç karışıklık için "derin kaygı nedeni" dedi. Moskova yönetiminin Ukrayna’nın doğusundaki Rusya yanlılarını geri adım atmaları konusunda ikna etmesini isteyen Türkiye, tüm taraflara "itidal" çağrısını yineledi, Ukrayna halkına desteğin süreceğini duyurdu. Ankara, Ukrayna’nın 25 Mayıs’ta cumhurbaşkanlığı seçimlerine "adil, özgür ve güvenli" bir ortamda gidebilmesi için yoğun bir diplomasi trafiği yürütüyor.

Ukrayna'daki tansiyon Rusya yanlısı isyancıların Ukrayna’nın doğusundaki yaklaşık on kentte ve kasabada bazı binaları ele geçirmesiyle başlamıştı. Ukrayna’nın Geçici Devlet Başkanı Oleksander Turçinov, ülkenin doğusundaki Rus yanlısı ayrılıkçılara verdiği sürenin dolmasının ardından “terörle mücadele operasyonu” başlatıldığını açıklamıştı.

Orta yol bulunması çağrısı

Bu açıklamanın ardından ülkeden gelen çatışma haberlerini "kaygıyla" izleyen Türkiye, Rusya ve Ukrayna yönetimiyle temaslarını artırdı, çatışmaların bitmesi için "orta yol" bulunmasını istedi. Türk diplomatik kaynaklar, bugün Cenevre’de Rusya, AB, ABD ve Ukrayna’dan diplomatlar arasında yapılması planlanan görüşmenin önemine dikkat çekerken, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun da tüm taraflara "Bulunacak orta yol, bölge istikrarı için hayati önem taşımaktadır" mesajı verdiği belirtildi.

Türkei Premierminister Erdogan Präsident Gül
Fotoğraf: Getty Images

Dışişleri Bakanlığı’nda yapılan değerlendirmeler sonrasında Türkiye’nin Ukrayna’daki gelişmelerle ilgili resmi görüşü de yazılı bir açıklamaya döküldü. Ukrayna’daki gelişmelerin "derin bir kaygıyla" izlendiğinin belirtildiği açıklamada, Ukrayna’nın siyasal geleceğine ilişkin görüşlerin demokratik yollarla ifade edilmesinin, ülkenin toprak birliğinin korunmasının ve hukuk dışı hareketlerden kaçınılmasının öneminin kavranması istendi.

Türk Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, Ukrayna’ya verilen desteğin sürdürüleceğinin açıklanması da dikkat çekti: "Ukrayna makamlarının olayların kontrolü ve kamu düzeninin tesisi için bugüne kadar gösterdikleri itidalli tutumu devam ettirmelerini temenni ediyoruz. 25 Mayıs’ta yapılacak Ukrayna Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin huzur ve barış içinde adil ve özgür bir ortamda gerçekleştirilmesi için komşu ve dost ülke Ukrayna’ya olan desteğimizi sürdüreceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz."

Kırım da kaygılı

Ukrayna’daki gelişmeleri yakından takip eden Ankara, Kırım Tatar toplumu lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nu da ağırlıyor. Kırımoğlu, Ankara’daki temaslarında Ukrayna’nın tanımadığı bir referandumla Rusya’ya bağlandığını duyuran Özerk Kırım Bölgesi’nde yaşayan insanların da derin kaygı içinde olduğuna dikkat çekti. “Halkımız büyük tehlikede” diyen Tatar lider, bölgenin "saatli bomba" niteliğinde olduğunu ve bölgede silahlı askerler gezindikçe savaşın kaçınılmaz olduğuna vurgu yaptı.

12 Nisan’da yeni bir anayasayı kabul eden Kırım artık, Rusya toprağı sayılıyor. Ancak, Kırım bölgesinde de ayrılıklar dikkat çekiyor. Halkın bir kısmı yeni anayasayı reddederken, bir kısmı da Rusya vatandaşlığının "en kurtarıcı" yol olduğunu düşünüyor. Tatar lider Kırımoğlu, halkın bölünmesine engel olmak istediklerini belirtirken, Türkiye’nin bu konuda vereceği mesajların önemli olduğunu düşünüyor.

Karadeniz’in geleceği ne olacak?

Peki, bölgedeki sıcak gelişmeler birbirini izlerken, Kırım Tatarları güvenliğe kavuşacak mı, Türkiye, bölge politikasını nasıl şekillendirecek?

Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi olan ve çalışmalarını daha çok Rusya ve çevresinde yoğunlaştıran Hasan Ali Karasar, Kırım’ın bir "oldu-bitti" ile Rusya’ya bağlandığını çalışırken, “Uluslararası hukuka aykırı bu ilhak, tüm dünyaya hazmettirilmeye çalışılıyor. Başta Türkiye olmak üzere tüm Batı ülkeleri Rusya’nın bu oldu-bittisine karşı harekete geçmeli ama kimsenin Rusya karşısında gücü yok” diyor. Karasar, Sovyetler yıkıldıktan sonra Karadeniz’de kurulan Rusya-Ukrayna dengesinin de bozulduğuna dikkat çekiyor ve bu denge bozukluğunun en büyük mağdurunun da Kırım Tatarları olacağını söylüyor. Karasar, “Rusya, Tatarlar için hak ve hukuktan sözediyor ancak politik vizyonunda buna yer vermiyor. Türkiye’nin de Kırım Tatarları konusunda inisiyatif alamadığı ortada. Tatarları hiç de iyi günler beklemiyor” diyor.

Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Ergün Sevimsoy, Rusya’nın önümüzdeki dönemde uluslararası toplumun baskıları olsa da "başına buyruk" hareket edeceğinden yakınırken, “Rusya’ya hiçbir şekilde güvenmiyoruz” diyor. Bu noktada Türkiye’den en büyük beklentilerinin Rusya’yla ilişkileri hep "temkinli" götürmesi ve Kırım Tatarları konusunda Rusya’ya karşı inisiyatif alması olduğunu belirten Sevimsoy, “Ne yazık ki, bölgedeki huzursuzluk daha da büyüyecek ve hep birlikte Rusya’ya karşı geleceğiz. Rusya’yı dengeleyecek ne varsa yapmak durumdayız. Türkiye’yle hareket etmemiz de elimizi güçlendirir” diyor.

©Deutsche Welle Türkçe

Haber: Hilal Köylü / Ankara

Editör: Ercan Coşkun